Posts Tagged ‘Televizyon’

Sony Ericsson W995

August 3rd, 2011 by admin | No Comments | Filed in Uncategorized

eree Sony Ericsson  W995Türkiye’de 2009’un ikinci çeyreğinin sonunda piyasaya sürülmesi beklenen ürünün teknik detayları şu şekilde:

16x yakınlaştırma, yüzs tanıma, otomatik odaklanmalı 8.1 megapiksel kamera
Clear Bass, Clear Stereo ve Shake Control ile zenginleştirilmiş
, konum etiketleme (geo tagging), entegrasyonu
118MB dahili hafızaya ek olarak (M2) yuvası (8GB kart hediye)
9 konuşma, 370 bekleme süresi. 2,5 görüntülü konuşma; 20 müzik, 5 süresi.
97x49x15mm ölçüler 113gr. ağırlık.
2.6 inç 240×320 piksel çözünürlüklü 262 bin renkli .
Sony, kamerası, video özellikleri ve Clear Audio deneyimiyle öne çıkan mobil eğlence odaklı telefonu W995 ile Turbo Wi-Fi kullanarak haberleri, programlarını da YouTube gibi paylaşım sitelerindeki videoları masaüstü bilgisayarlarda olduğu kadar hızlı çalıştırıyor.

Media Go yazılımı İnternet üzerindeki paylaşım sitelerinden elde edilecek medya içeriğini telefonun 2.6” ekranında izlemeye olanak tanıyan telefonun 8.1 megapiksellik bir kamerası bulunuyor.

Geliştirilmiş kamera fonksiyonlarıyla kompakt bir kalitesinde fotoğraf çekebilen modelde Clear Audio teknolojisini kullanarak yüksek kalitede müzik dinleme olanağı da bulunuyor.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Evinizi En Çabuk Nasıl Satarsınız?

November 14th, 2010 by admin | No Comments | Filed in Uncategorized

satilik detay Evinizi En Çabuk Nasıl Satarsınız?

Satışa çıkardığınız evinizi önereceğimiz tavsiyelerle cazip kılmanız mümkün. Böylece evinizi en kısa sürede satarak karlı çıkabilirsiniz.

satın almak, yapılan en büyük yatırımlardan biridir. Birçok kişi evi alıp almamaya giriş kapısında karar verir. danışmanları insanların bir evi görsel olarak 10 dakikadan az bir sürede görüp satın almaya karar verdiklerini ifade ediyorlar.

İşte sebeple evinizi satmak istiyorsanız onun müşteriler üzerinde bırakacağı izlenimi güçlü kılmanız çok önemli Potansiyel müşterileri etkilemek için satmaya karar verdiğiniz evinize bir harcamanıza . Aslında pek çok emlak danışmanı yaptığınız harcamaları telafi edemeyeceğiniz için masraf yapmamanızı önerse de,satmak istediğiniz evinize yapacağınız cüzi harcamalarla onun değerine değer katabilirsiniz.

Evimizi neden dekore ediyoruz? etmek gerekirse evimizin dekorasyonu ile ilgilenmek harika bir hobidir. Evimizi dekore ederken ilham kaynağımız çoğunlukla takip ettiğimiz dekorasyon dergileri olur.

Dergiler dışında, ev tekstili, mobilya mağazalarını gezmek de bize büyük ölçüde ilham verir. Dekorasyon ile ilgili programları da yaratıcı fikirlerin kaynağı olabilir. ev satın alanların büyük bir çoğunluğu satın aldıkları evi yenileyip dekore ediyorlar.

Tags: , , , , , , ,

Bu yaz Bodrum’un gözü Regnum Escana’da olacak

November 10th, 2010 by admin | No Comments | Filed in Uncategorized
escana f Bu yaz Bodrumun gözü Regnum Escanada olacak’un prestij projesi “ESCANA” yaz sahipleriyle buluşuyor.
Eşsiz manzarası ve benzersiz konumu ile sadece yazları değil dört mevsim konforlu yaşam REGNUM ESCANA, merkezde yer alıyor.
Bu yaz yaşamaya hazır Regnum Escana Evlerinde tüm ayrıcalıklar sunuluyor. Bodrum’da ve Türkiye’de bir eşi bulunmayan akıllı teknolojisi ile üretilmiş 25 lüks villadan oluşan ESCANA, Bodrum Kalesi’ne ve Marina’ya tepeden bakan konumuyla görenleri büyülüyor.
Tekrarı . Benzeri
REGNUM ESCANA, Bodrum’un kendine özgü mimarisi ile 21. yüzyılın teknolojisini harmanlıyor. “Akıllı bina” konsepti ile inşa edilen ESCANA’da, uzaktan internet aracılığıyla ısıtma ve kliması önceden çalıştırılabiliyor, aydınlatma ve da dahil olmak üzere bütün elektrikli – elektronik aletler kumanda edilebiliyor.
Bu yazdan itibaren Escana villalarında yaşayacaklar, diğer evlerden görünmeyen özel bahçelerinde, özel havuzu, jakuzisi, saunası ve fitness alanında keyifli anların tadını çıkartacaklar. Regnum Escana sakinleri isterlerse alabilecekleri kahya, temizlik, bahçe ve havuz bakımı gibi hizmetlerle de evlerinde lüks otel konforunu yaşamaya başlayacaklar.
Konumu ve özel mimari tasarımıyla Bodrum’un en gözde yaşam alanı olan REGNUM ESCANA’da yer alan 25 villa, 3 katlı olarak inşa edildi. 18 dönümlük bir alana ve toplam 10.800 metrekare inşaat alanına sahip.
Sakinlerin yılın her mevsimi yaşayabilecekleri REGNUM ESCANA’da her bir villanın büyüklüğü 400 ile 450 metrekare arasında değişiyor.
REGNUM HAKKINDA:
Türkiye merkezli bir şirket olan Regnum’un, Londra ve ofisleri aracılığıyla, İngiltere ve ’da da önemli yatırımları bulunmaktadır.
İstanbul’da 43 daireden oluşan Sky Residence ve 722 konutluk Elitkent projelerini; Bodrum’da 195 evden oluşan Bargylia projesini tamamlayan Regnum, İstanbul’da 1.285 konutluk Astrum Towers projesini de Mayıs 2009’da sahiplerine teslim etmiştir. Regnum, Avrupa’nın “En İyi Golf Destinasyonu” seçilen – Belek bölgesinde, golf profesyonellerinin yorumlarına göre Türkiye’nin en iyi golf sahasını da 2008 yılı içinde misafirlerinin hizmetine açmıştır.
Bodrum’un merkezinde, muhteşem bir manzaraya sahip yeni projesinin inşaatını da tamamlayan şirket, İstanbul’un yeni landmark’ı olacak projesinin yapımına ise, yakın zamanda başlayacaktır.
Regnum İngiltere, Bulgaristan ve Türkiye’deki projelerin tüm Dünya’daki satış organizasyonlarını yürütmektedir. Londra’da butik bir projeyi tamamlayıp sahiplerine teslim eden Regnum, Tower Bridge bölgesindeki yeni projesinin inşaatına da bu yılın başında başlamıştır.
yönetimi için Sofya’da kurulan Regnum – Bulgaristan ise, tamamlanan 227 konutluk Crystal Apartments projesinin haricinde, konut, ofis ve alışveriş merkezi projeleriyle de ülkenin en büyük gayrimenkul geliştirme şirketlerinden biri olmayı hedeflemektedir.
Kaynak : Hurriyetemlak.com

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yüksek gerilim hatları, vericiler ve cep telefonları ciddi tehlike saçıyor

November 10th, 2010 by admin | No Comments | Filed in Uncategorized

Yüksek hatları, vericiler ve cep telefonları tehlike saçıyor

İnsan yaşamını kolaylaştırmak için geliştirilen teknoloji ürünü cihaz ve sistemlerin yaydığı elektromanyetik sinyaller, insan sağlığını tehdit ediyor.

Özellikle yüksek gerilim hatları ve - verici istasyonlarının yakınlarında oturanlar ile merkezlerinde çalışanların sağlığını tehdit elektromanyetik dalgalar, günlük yaşamda kullanılan birçok cihazla risk oluşturuyor.

Sakarya Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çerezci, pilot il olarak belirlenen İstanbul, , Bursa, Antalya, Samsun ve Sakarya’da, elektromanyetik kirlilik konusunda ölçümler yaparak, elde edilen veriler hakkında hazırladı. Yaklaşık 6 aylık bir çalışma sonucu hazırlanan raporda, söz konusu bölgelerdeki yüksek gerilim hatları, trafolar ve baz istasyonlarının yaydığı elektromanyetik radyasyon oranları ölçülerek, kayda alındı. Raporda, “Baz istasyonu, cep telefonu, radyo-TV ve telsiz vericileri ile yüksek gerilim hatları nedeniyle yayılan elektromanyetik radyasyonun nükleer radyasyon gibi etkili ve korkunç olmasa da maruz kalan beden üzerinde zaman içinde oluşturacağı etkiler hepimizi korkutmaya devam ediyor.” ifadeleri yer alıyor.

Radyasyon yayan cihazlar hangileri?

Televizyon, radyo, telsiz ve telefon vericilerine ait antenler ile evlerde kullanılan televizyon, bilgisayar, mikrodalga fırın, saç kurutma makinesi ve benzeri cihazların elektromanyetik radyasyon yaydığı belirtilen raporda, daha önce yapılan deneylerde, mikrodalgalara yoğun ve uzun süreli maruz kalanların alzheimer, ve ciddi göz hasarı yaşadığı ifadelerine yer verildi. cep telefonlarının baş çevresinde mikrodalga darbeleri ürettiği vurgulanan raporda, şu bilgiler yer aldı: “Herhangi bir nedenle her insan vücudunda kansere yol açabilecek özelliğe sahip hasarlı hücreler bulunabilir. Böyle bir insanın bu hasarlı hücrelerinin bir şekilde elektromanyetik alana (bilgisayar, cep telefonu elektrikli bir aletten gelen) maruz kalması sonucu vücut bağışıklık sistemi bozularak, kanserin hızlı bir şekilde gelişmesine yol açacağı ifade edilmektedir.

Birçok bilimsel raporda cep telefonlarıyla ilişkili olarak baş ağrısı, endişe, kısa süreli hatırlamada azalma, giderek artan kronik yorgunluk, deri uyuşukluğu, stres, görüş alanında daralma, kulak çınlaması gibi yaşam kalitesini düşürücü sağlık sorunları olabileceği belirtilmektedir. Cep telefonları elektromanyetik dalgaları alıp vererek iletişim sağlar. Yani hem radyasyon kaynağı hem de radyasyon alıcısıdır. Cep telefonu konuşması anında radyasyon kafatasından beyine doğru ilerler ve hücrelerle etkileşir.”

Raporda, Bursa ve Samsun’da yerleşim olmayan bölgelere konumlandırılmış olan radyo-TV vericilerine ait değerlendirmeye dikkat çekilerek, şehir içinde oluşturduğu elektromanyetik radyasyon seviyesinin “limitlerin çok altında” kaldığı belirtildi.

İstanbul, Ankara, Sakarya ve Antalya’ ölçümlerde ise vericilerin yerleşim bölgelerine çok yakın olması dolayısıyla limitlere yakın seviyede kirlilik oluştuğu kaydedilen raporda, Telekomünikasyon Kurumu’nun sürekli denetim yaparak limit değerlerin korunması için çalışma yaptığı vurgulandı. Baz istasyonlarının oluşturduğu kirlilik konusunda ise 6 ilde “birkaç tane dışında” kamuoyunda infial ve endişeye yol açacak seviyede kirlilik olmadığı bildirildi.

Elektromanyetik zararlardan korunma önerileri

Türkiye’de yüksek gerilim hatları ve trafolardan kaynaklanan elektromanyetik radyasyon konusunda herhangi bir yasal düzenleme olmadığının altı çizilen Sakarya Üniversitesi raporunda, kirlilikten korunma önerileri de sıralandı. Kişilerin söz konusu tehdit karşısında bilinçli olması ve riski ciddiye alması gerektiği bildirilen raporda, korunma yöntemleri şöyle sıralandı:

Cep telefonu kullanımını azaltın. (Elektromanyetik kirlilik kaynakları arasında en fazla risk cep telefonu kullanımı kaynaklıdır.)
Mikrodalga fırın çalışırken
yakınında bulunmayın.
Başınız yatak odasında kablo ve prizlere yakın olacak şekilde uyumayın.
Elektromanyetik dalga yayan herhangi bir cihazın mümkün mertebe uzağında
bulunun.
Çocukların televizyona yakın
oturmasını engelleyin.
Camilerde elektrikle alttan ısıtma sistemlerini önceden çalıştırın. Cemaat cami içindeyken sistemi kapatarak, fişi mutlaka prizden çekin.
Radyasyondan korunmada beslenme önemlidir. Yüksek kalorili, özellikle kızartılmış gıdalar tüketmekten kaçınılmalı. Toksinleri bağlayarak vücudun korunmasında önemli rol oynayan elmadaki “pektin” maddesinin alınması, brokoli, lahana, tere gibi yeşil sebze tüketimi, laktobalit içeren yoğurt çökelek gibi süt ürünleri, korunmaya etki eden faktörlerdendir.
Konutların yüksek gerilim hatlarından en az 100 m uzakta yapılması için gerekli yasal düzenleme yapılmalı.
Bazı yönetimlerin yüksek gerilim hatlarının altına önceden yapmış oldukları yürüme, koşu yolları ve çocuk oyun parkları gibi tesisler iptal edilmeli. Uyarı işaretleri bulunan panolarla halk ikaz edilmeli.
Yerleşim bölgelerinden geçen hatların yer altlarına alınması için geliştirilmeli veya güzergah değişiklikleri yapılmalı.
Tehlikenin farkında değiliz

Yüksek gerilim hatları
Yüksek gerilim hatlarının, yakın çevresinde yaşayanlar için kanser riskini artırdığı bilinmektedir. Hamilelerde sıklıkla düşüklere sebep olduğu, psikolojik rahatsızlıklar verdiği tespit edilmiştir. Arılarda üretkenlik ve bal üretiminde düşüş gözlenmiştir.

Elektrik trafoları
Bodrum katına yerleştirilmiş bir trafonun yaydığı şiddetli manyetik alan nedeniyle 1. katta oturanları ve bitişikteki daireleri sürekli elektromanyetik ışımaya maruz bıraktığı belirlenmiştir. Okul bahçelerindeki trafolar, elektrik iletim hatları mutlaka kaldırılmalı.

Radyo-TV verici antenleri
Bir verici anteni 1.000 tane baz istasyonu gücünde sinyal yayar. Kentlerdeki radyo-TV yayını yapan antenler mutlaka çok yüksek, özel bir kulede toplanmalı ve belirli bir mesafeye kadar yakınlarında kesinlikle yerleşime izin verilmemelidir. ZAMAN

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

BOTECH BT-800XD RECEİVER

November 7th, 2010 by admin | No Comments | Filed in Uncategorized

B BOTECH BT 800XD RECEİVER
Akıllı D-SMART
Tüketicileri D-SMART uyumlu Botech Alıcısını satın alırken verecekleri ücret dışında ayrıca hiçbir aylık abone ücreti ödemeyeceklerdir. Ayrıcalıklı dizi, film, belgesel, spor, eğlence, moda, kültür, çocuk, müzik, haber kanalları ile birlikte, Türksat uydusunda mevcut tüm kanal ve interaktif içeriği dijital ses/görüntü kalitesini evlere getirerek, televizyon keyfini arttıracaktır.
Uydudaki mevcut tüm ve D-SMART”a özel ayrıcalıklı , interaktif ürün ve ürünlere ulaşabileceklerdir.
Botech D-SMART BT 800 Özellikleri
CX12455 Ana İşlemci
8MB Flash, 32MB SDRAM
PSTN V.92/V.90 (56kbps) RJ11
NDS Sistem, girişi
, PCMCI Module girişi
RJ-45 Ethernet Port
S-Video Çıkış, SP/DIF Sayısal Ses Çıkışı
NDS yazılımı ile Mükemmel EPG
Uydudan otomatik yazılım güncelleme ( D-SMART yazılımı)
“MediaHighway Core” NDS yazılım

Daha fazla detay için tıklayınız

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

FRANCHISE IHRACI

October 28th, 2010 by admin | No Comments | Filed in Uncategorized

Franchise denince, herkesin aklına önce binlercesi dünyayı saran fast food hazır giyim zincirleri geliyor. Gelmesin mi? Hangi ülkeye gitsek, nerede dolaşsak, onlar orada. Aynı görünüş, aynı ürünler, aynı marka, aynı kalite. Onlarca ülkede binlerce mağazada milyonlarca müşterileri var. Örnek mi? McDonald’s, , , , ve daha yüzlercesi.
Onlar artık dünya markası. Her ülkede satılıyorlar, demek beğeniliyorlar. Bu nasıl iştir, bunca farklı kültür ve alışkanlıklara sahip tüketiciler nasıl aynı şeylere yönelir? Hiç mi önemi koşullarının? , nerede kaldı tüketicilerin geleneklerine bağlılığı? neden böylesine zayıf kalıyor? Dünya gerçekten küçük köy mü olacak? Globalleşme karşıtları boşa mı can veriyor?
Bence bu gelişmeyi tam anlamak için farklı açılardan bakmak gerek.
Öncelikle küreselleşme günden güne gelişiyor ve kök salıyor. Markaların, konteyner filolarının, tankerlerinin, televizyon programlarının, haber ajanslarının, tüketim kalıplarının, web sayfalarının dünyayı istilası bütün hızıyla sürüyor. Böylece orduların istilasına gerek kalmıyor. Buğday ihracını kesmek, tekstil kotasını kısmak, doğalgaz vanasını kapatmak, savaşı kazanmaya yetiyor. İnternet de gibi her kesimden tüketicinin hayatına girince, dünya kurallara göre dönecek.
Yoğun istila, kitle tüketim ürünleri, ileri , iletişim gibi paranın para, gücün güç kazandırdığı sektörlerde yaşanıyor. Petrol ürünleri, temizlik maddeleri, motorlu taşıtlar, cep telefonları, kimyasal hammaddeler, görsel yayınlar, eğlence yapımları gibi sektörlerde uluslararası çalışan birkaç firmanın dünya pazarının büyük çoğunluğuna olması bunun kanıtı.
Hizmetler sektöründe de dünyaya yayılmış, her yerde karşımıza çıkan markalar var. Markaları sembol olmuş, Amerika karşıtı gösteri yapanlar gidip Amerikan hamburgerciyi taşlıyor. Tarzları heryerde “in”. Onlar tüketicilerin isteğine değil, tüketiciler onların modasına uyuyor.
Ama bunların adı büyük kendileri küçük. Neden mi? Uluslararası sanayi markalarının dünya pazarından aldığı pay, yüzde 20, yüzde 50 gibi rakamlar. Oysa binlerce işletme açmış çok meşhur bir hamburgercinin, bir emlakçinin, bir kuru temizlemecinin, bir hazır giyimcinin dünya pazarından aldığı pay, olsa olsa yüzde 1-2. Örnek mi? Türkiye’de yabancı fast food işletmelerini toplasanız 500 tane çıkmaz, hepsinin toplam uzun vadedeki işletme sayısı hedefi ise 1000’i bulmaz. Bir de Türkiye’deki toplam alternatiflerini düşünün. Hazır yemek lokantası, kafeterya ve büfelerin sayısı toplamda yüz bini aşar. Ama yoldan birini çevirir de hamburgerci, pizzacı markası sorarsanız, önce yabancılar gelir akla. Onlar büyük değil ama meşhur.
Çünkü hizmetler sektöründeki markalar için yer seçimi ve tüketici alışkanlığı çok önemli. Kendini çevresinde ettirmiş yerel markalar, tüketicilerine uygun fiyatı, ekstra hizmeti, farklı ürünü kolayca sunabiliyorlar. Dünya markalarının görünürdeki yaygınlığı, ara sokaklarda, küçük şehirlerde, alt gelir gruplarında bitiveriyor.
Yerel markaların dünya markaları karşısında başarıyla direnmesi, “kahraman bakkal süpermarkete karşı” oyununu çağrıştırıyor biraz. Ama sadece bizde değil, Amerika’da, Avrupa’da da yaşanıyor bu savaş. Kahraman bakkal yalnız savaşırsa kaybedebiliyor ama, çetesini kurarsa yani franchsie verirse, savaşı kazanabiliyor. Bakın franchise verenlerin listelerine, aralarında 1-2 franchise vermiş, 8-10 şubeden oluşan küçük zincirler var. Aynen bizde olduğu gibi, işlerini sistematik olarak ve rakiplerinden iyi yapıyorlar, çevrelerinde iyi tanınıyorlar, markaları para ediyor, teferruata kaçmadan franchise veriyorlar. Ama değil dünya çapında, Amerika’da bile yayılma gibi bir hedefleri olmamış hiç. Hemen diplerine giren dünya markalarından da korkmuyorlar, çünkü zaten şampiyonlar liginde değil, amatör kümedeler ve yerlerinden memnunlar.
İşte franchise sisteminin sunduğu fırsat burada yatıyor. Dünya markaları geldi diye telaşa kapılmaya gerek yok. Tersine, fırsat şimdi ayağımıza geldi. Dünya markası olmanın incelikleri, sırları gözümüze sokuluyor adeta. Başarılı yerli markalarımızın, binlerce mağaza açamadık diye dertlenmeleri değil, küçük olmanın avantajını ve franchise tekniklerini kullanarak, kendi çaplarında yayılmaları gerek.
İşletme tekniklerini yurt içinde olgunlaştırıp standart hale getirdiklerinde ise, yetişebilecekleri pazarlardan, yakın ülkelerden başlayarak markalarını ihraç etmeleri gerek. Tekstilcilerimiz fason yerine markalı satmanın tadını aldılar. Perakendecilerimiz neden yapamasınlar? Marka olmak için gereken şeyler çok daha az harcamayla sağlanabilir. Sistem kurulur, standartlar farklı pazarlarda test edilirse, ekip yetiştirilip yerel reklam teknikleri öğrenilirse, hırsa kapılıp hak ettiğinden fazla kar etmek istenmezse, başarılı olmamak için bir neden yok. Başarılı bir işi de yurt dışında franchise etmemek için bir neden yok.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

TOKİ’den 100 lira taksitle konut

October 25th, 2010 by admin | No Comments | Filed in Uncategorized

toki logo f TOKİden 100 lira taksitle konut
İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) yoksul vatandaşlara yönelik olarak hayata geçirdiği, “Hiç Peşinatsız 100 Liradan Başlayan Taksitlerle Konut” Projesi çerçevesinde kuraların çekimine, 7 Mayıs 2009 tarihinden itibaren başlanacak.

TOKİ’den yapılan açıklamaya göre, çerçevesinde 16 ilde yapılacak 8 bin 804 konut için 72 bin 794 aile talepte bulundu. İdare, valiliklere yapılan başvurulara göre kura programını belirledi.
Buna göre, 7 Mayıs Perşembe günü Çıplaklı’da yapılacak 448 konutun, 9 Mayıs Cumartesi günü Akkuyu’da yapılacak 752 konutun, 11 Mayıs günü Gaziantep Şahinbey’de yapılacak 592 konutun kurası çekilecek. Diğer bölgeler için kura tarihleri de şöyle;

“-12 Mayıs Salı Kilis Merkez 96 konut,
-14 Mayıs Perşembe Diyarbakır Üçkuyular bin 24 konut,
-16 Mayıs Cumartesi Malatya Merkez 360 konut,
-20 Mayıs Çarşamba Van Kevenli 800 konut,
-23 Mayıs Cumartesi Ağrı Suçatağı 280 konut,
-25 Mayıs Pazartesi Erzurum Kazımkarabekir 456 konut,
-27 Mayıs Çarşamba Trabzon Bahçecik 224 konut,
-30 Mayıs Cumartesi bin 176 konut,
-1 Haziran Pazartesi Konya Meram 688 konut,
-4 Haziran Perşembe Eskişehir Aşağısöğütönü 928 konut,
-6 Haziran Cumartesi 36 konut,
-13 Haziran Cumartesi Çanakkale Kepez 448 konut
-16 Haziran Salı Adapazarı Korucuk 496 konut.”

Bursa-Hamitler ve İzmir konutlarının kuraları ise arsa tespitinden sonra çekilecek. Katılımın yüksek olması nedeniyle kura programları, bütün illerde spor salonlarında yapılacak. Proje çerçevesinde 1 oda 1 salondan oluşan konutlara sahip olmak isteyenler, hiç peşinat ödemeden 100 liradan başlayan taksitlerle 45 metrekarelik konutlara yerleşecek ve ödemeleri yerleştikten sonra başlayacak. Ödemeler, 20 yılda yapılacak.
Söz konusu konutlarda sosyal ihtiyaçlar için ayrı mekanda ortak izleme salonu, odası, kafeterya ve yemek salonu yapılacak.

Kaynak : Hurriyetemlak.com

Makaleye gelen aramalar:

Tags: , , , , , , , , , , , , , ,

TOKİ’den 100 lira taksitle konut

October 17th, 2010 by admin | No Comments | Filed in Uncategorized

toki logo f TOKİden 100 lira taksitle konut
İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) yoksul vatandaşlara yönelik olarak hayata geçirdiği, “Hiç Peşinatsız 100 Liradan Başlayan Taksitlerle Konut” Projesi çerçevesinde kuraların çekimine, 7 Mayıs 2009 tarihinden itibaren başlanacak.

TOKİ’den yapılan açıklamaya göre, çerçevesinde 16 ilde yapılacak 8 bin 804 konut için 72 bin 794 aile talepte bulundu. İdare, valiliklere yapılan başvurulara göre kura programını belirledi.
Buna göre, 7 Mayıs Perşembe günü Çıplaklı’da yapılacak 448 konutun, 9 Mayıs Cumartesi günü Akkuyu’da yapılacak 752 konutun, 11 Mayıs günü Gaziantep Şahinbey’de yapılacak 592 konutun kurası çekilecek. Diğer bölgeler için kura tarihleri de şöyle;

“-12 Mayıs Salı Merkez 96 konut,
-14 Mayıs Perşembe Diyarbakır Üçkuyular bin 24 konut,
-16 Mayıs Cumartesi Malatya Merkez 360 konut,
-20 Mayıs Çarşamba Van Kevenli 800 konut,
-23 Mayıs Cumartesi Ağrı Suçatağı 280 konut,
-25 Mayıs Pazartesi Erzurum Kazımkarabekir 456 konut,
-27 Mayıs Çarşamba Trabzon Bahçecik 224 konut,
-30 Mayıs Cumartesi bin 176 konut,
-1 Haziran Pazartesi Konya Meram 688 konut,
-4 Haziran Perşembe Eskişehir Aşağısöğütönü 928 konut,
-6 Haziran Cumartesi 36 konut,
-13 Haziran Cumartesi Çanakkale Kepez 448 konut
-16 Haziran Salı Adapazarı Korucuk 496 konut.”

Bursa-Hamitler ve İzmir konutlarının kuraları ise arsa tespitinden sonra çekilecek. Katılımın yüksek olması nedeniyle kura programları, bütün illerde spor salonlarında yapılacak. Proje çerçevesinde 1 oda 1 salondan oluşan konutlara sahip olmak isteyenler, hiç peşinat ödemeden 100 liradan başlayan taksitlerle 45 metrekarelik konutlara yerleşecek ve ödemeleri yerleştikten sonra başlayacak. Ödemeler, 20 yılda yapılacak.
Söz konusu konutlarda sosyal ihtiyaçlar için ayrı mekanda ortak salonu, odası, kafeterya ve yemek salonu yapılacak.

Kaynak : Hurriyetemlak.com

Tags: , , , , , , , , , , , , ,

Ev alım-satımına kısıtlama geliyor

October 15th, 2010 by admin | No Comments | Filed in Uncategorized

Başkanı Aygün, özellikle olan mükelleflerin alıp satma işlemlerinin kısıtlanmak istenmesine tepki gösterdi
Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Plan ve Bütçe Alt Komisyonu’nun Amme Alacaklarının Tahsili Yasası çerçevesinde vergi borçlularının yapamayacağı işlemleri genişleten düzenlemelerini kabul edilemez bulduklarını söyledi. Aygün, “ yanda kayıtdışılık almış başını gidiyor, diğer yanda kayıtlı mükellef hırsız gibi takip ediliyor” dedi.

Konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, ev alıp satmak isteyen vatandaştan, tekel bayi açmak isteyen girişimciye, marka tescili yaptırmak isteyen firma sahibinden, avcılık belgesi almak isteyen avcıya, maden arama izni almak isteyen madenciden, sigorta şirketi açmak isteyen sigortacıya kadar “vergi borcu yoktur” belgesi isteneceğini hatırlattı. Bunlara ek olarak vergi borcu olanların müteahhitlik karnesi , özel , avukatlık bürosu açmak gibi çok geniş bir alanı içine alan “” listesinin muhatabı konumuna getirildiğini kaydeden
Aygün, “Vergi tahsilatı, kayıtlı mükellefler üzerinde sürekavına dönüştürülüyor” dedi.

İnşaatın temeline dinamit

Özellikle vergi borcu olan mükelleflerin ev alıp satma işlemlerinin kısıtlanmasının yanı sıra, intikal vergisinin gelir vergisi kapsamına alınması sonucu, eş ve çocuklar üzerine alınan gayrimenkuller üzerinden yüzde 35 vergi alınması uygulamasının inşaat sektörünün temeline dinamit koyacağını ifade Aygün, “Vatandaş krize rağmen 3 ayda 3 milyar YTL’lik konut kredisi aldı. Krizin derinleşmeye başladığı şu sıralar, tür düzenleme getirilirse devlet kendi bacağına kurşun sıkar. Zaten devlet imkanlarını kullanarak konut üreten TOKİ’nin haksız rekabeti nedeniyle müteahhitlik sektörü zorda. sektör 276 sektörü besliyor. düzenlemenin ne içeriği ne de zamanı doğrudur” dedi.

Vergi tahsilatına etkinlik sağlamak için, amme alacaklarının kapsamını genişletmeden önce, bir vergi barışının devreye sokulmasının şart olduğunu dile getiren Aygün, Maliye’nin tahakkuk etmiş ancak tahsil edilmemiş vergi, resim ve harç alacaklarının 16,7 milyar YTL’yi, bunlara ilişkin gecikme faizlerinin 5 milyar YTL’yi, henüz tahsil edilemeyen vergi cezalarının da 7,6 milyar YTL’yi bulduğunu hatırlattı. Aygün, “Bu kambur esnafın üzerinden alınmadan getirilecek kısıtlamalar olsa olsa piyasayı kilitler” şeklinde konuştu.

Kayıt dışılıkla mücadele nerede?

Hükümetin ne yapacağını şaşırmış bir şekilde akıl almaz vergi tahsil yöntemleri üretmek yerine kayıt dışılıkla, kaçakçılıkla mücadele etmesi gerektiğini kaydeden Aygün, “Bu ülke ekonomisinin yarısı kaçak. Kayıt altındaki mükelleflerin tamamı da Maliye Bakanlığı’nın elinden kaçacak yer alıyor. Kayıt dışı olanlar elini kolunu sallayarak her türlü işlemi yapacak, kayıtlı mükelleften ’borcu yoktur’ belgesi aranacak. Böyle şey olmaz” dedi.

Kaynak: Milliyet

Tags: , , , , , , , , , , , , ,

Kızılderililer

April 16th, 2010 by admin | No Comments | Filed in Uncategorized

seatle3 Kızılderililer
Eski kızılderili atasözü ; “En son nehir zehirlendiğinde, en son balık avlandığında ve en son ağaç kesildiğinde, adam paranın yenecek şey olmadığını anlayacak” diyor!

Yıl 1854, düşünün sanayi devrimi olmamış, arabalar , nedir bilinmiyor? sera olmadığı için, “sera gazı” tanımı da oluşmamış. Dünya henüz küçük bir köy değil. Yetişmekte olan kuşaklar televizyonlarda milyardelerinin dev yatlarını, kıçı kırık müzik yıldızlarının 15 odalı, garajında 8 arabanın bulunduğu “ ziyareti” programlarını seyretmiyorlar. yok…
’in ölümünün üzerinden 64 yıl geçmiş.

Şef Seatle’ın aşağıdaki mektubunu okudukça korkuyorum, tüylerim diken diken oluyor. Dünya Su Kaynakları üzerine yazımı bugün tamamlayıp, yayınlamayı planlıyorum. Tüm bunları düşününce “Alternatif Yaşam Planlaması” olan adımızı “Yakın Gelecekte Yaşanacak Kaosda Hayatta Kalmanın Yolları” olarak değiştirsek diyorum. Daha dikkat çekici olacağı kesin…

- – - – - – -

1854 yılında A.B.D. Başkanı yazdığı bir mektupla Amerika’ya gelen beyaz göçmenlere toprak bulmak amacıyla Kızılderililerden toprak istemiş ve bu isteği edilecek olursa, kızılderililere rahatlıkla yasayabilecekleri bir bölgenin ayrılacağını bildirmiştir.

Topraklarının büyük bir bölümü zaten beyazlar tarafından zorla ellerinden alınmış olan Kızılderili Reisi Seatle bir söyleviyle A.B.D. Başkanına yanıt vermiş ve bu yanıt olarak A.B.D. başkanına gönderilmiştir.

Mektubun aslı Amerika, Seatle, Squamish Müzesinde korunmaktadır.

ŞEF SEATLE’IN MEKTUBU

Yüzyıllardır halkımın üzerine merhamet gözyaşları döken şu gökyüzü bir gün değişebilir.

Bugün açık gözüken gökyüzü yarın bulutlarla kaplanabilir.

Sözlerim, asla yer değiştirmeyen yıldızlar gibidir.

Şef Seatle her ne söylerse, Washington’ büyük Şef ona, güneşin ya da mevsimlerin dönüşüne inandığı ölçüde inanabilir.

Washington’daki büyük Şef bize dostluk ve iyilik dilekleriyle birlikte bizden topraklarımızı satın almak istediğini bildirmiş. Onun, bizim arkadaşlığımıza çok fazla ihtiyacı olmadığını biliyoruz. Merak ediyoruz gökyüzünü ve toprağın sıcaklığını nasıl satın alabilir ya da satabilirsiniz? Bunu anlamak bizler için çok güç.

Bir zamanlar insanlarımız bu topraklara tıpkı rüzgarda kıvrımlanan deniz dalgalarının kabuklu kuru yüzeyleri kapladığı gibi yayılmışlardı. Çok uzun zaman geçti ve o büyük kabileler artık hüzünlü bir anı oldu.

Bu toprakların her parçası halkım için kutsaldır. Çam ağaçlarının parıldayan iğneleri, vızıldayan böcekler, beyaz kumsallı sahiller, karanlık ormanlar ve sabahları çayırları örten buğu; halkımın anılarının ve geçirdiği yüzlerce yıllık deneylerin bir parçasıdır.

Ormandaki ağaçların damarlarında dolaşan su, atalarımızın anılarını taşır; biz buna inanırız.

Beyazlar için durum böyle değildir. Bir beyaz, öldükten sonra yıldızlar alemine göç ettiği zaman, doğduğu toprakları unutur. Bizim ölülerimiz ise bu toprakları unutmaz. Çünkü Kızılderili, gerçek anasının toprak olduğuna inanır.

Washington’daki Büyük Beyaz Reis bizden toprak almak istediğini yazıyor.

Bu bizim için büyük bir fedakarlık olur. Büyük Beyaz Reis, bize rahat yaşayacağımız bir yerin ayrılacağını, bize babalık edeceğini, biz Kızılderililerin ise onun çocukları olacağımızı söylüyor. Bu önerinizi düşüneceğiz.

Ama yine de bunun kolay olmayacağını itiraf ederim.Çünkü bu topraklar bizim için kutsaldır.

Nehirlerin ve ırmakların suyu, bizim için sadece akıp giden su değildir; atalarımızın kanıdır aynı zamanda.

Bu toprakları size satarsak, bu suların ve toprakların kutsal olduğunu çocuklarınıza öğretmeniz gerekecek.

Biz nehirleri ve ırmakları kardeşimiz gibi severiz. Siz de aynı sevgiyi gösterebilecek misiniz kardeşlerimize ?

Biliyorum beyaz adam bizim gibi düşünmez. Beyazlar için bir parça toprağın diğerinden farkı yoktur.

Beyaz adam topraktan istediğini almaya bakar ve sonra yoluna devam eder. Çünkü toprak beyaz adamın dostu değil, düşmanıdır. Beyaz adam topraktan istediğini alınca başka serüvenlere atılır.

Beyaz adam annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. Onun bu ihtirasıdır ki, toprakları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir. Beyaz adamın kurduğu kentleri de anlayamayız biz Kızılderililer. Bu kentlerde huzur ve barış yoktur. Beyaz adamın kurduğu kentlerde, bir çiçeğin taç yapraklarının açarken çıkardığı tatlı sesler, bir kelebeğin kanat çırpışları duyulmaz.

Belki bir vahşi olduğum için anlayamıyorum ama, benim ve halkım için önemli olan şeyler oldukça başka. İnsan bir su birikintisinin etrafına toplanmış kurbağaların, ağaçlardaki kuşların, ve doğanın seslerini duymadıkça, yaşamın ne değeri olur ?

Bir kızılderiliyim ve anlamıyorum. Biz Kızılderililer, bir su birikintisinin yüzünü yalayan rüzgarın sesini ve kokusunu severiz. Çam ormanının kokusunu taşıyan ve yağmurlarla yıkanıp temizlenmiş meltemleri severiz. Hava önemlidir bizim için. Ağaçlar, hayvanlar ve insanlar aynı havayı koklar. Beyaz adam için bunun da önemi yoktur. Ancak size bu toprakları satacak olursak, havanın temizliğine önem vermeyi de öğrenmeniz gerekir. Çocuklarınıza havanın kutsal olduğunu öğretmeniz gerekir. Hem nasıl kutsal olmasın ki hava ? Atalarımız doğdukları gün nefeslerini onun sayesinde almışlardır. Ölmeden önce son nefeslerini de gene bu havadan almazlar mı ?

Toprak satmamız için yaptığınız öneriyi inceleyeceğiz. Eğer önerinizi kabul edecek olursak, bizim de bir koşulumuz var: Beyaz adam bu topraklar üzerinde yaşayan bütün canlılara saygı göstersin. Ben bir vahşiyim ve başka türlü düşünemiyorum. Yaylalarda cesetleri kokan binlerce buffalo gördüm. Beyaz adam trenle geçerken vurup öldürüyor bu hayvanları sadece eğlenmek için. Dumanlar püskürten bu demir atın bir buffalodan daha değerli olduğuna aklım ermiyor. Biz sadece yaşayabilmek için avlardık buffalo’ları.

Bütün hayvanları öldürecek olursanız nasıl yaşayabilirsiniz? Canlıların yok edildiği bir dünyada insan ruhu yalnızlık duygusundan ölür gibi geliyor bize. Unutmayın, bugün diğer canlıların başına gelen yarın insanın başına gelir. Çünkü bütün hepsinin arasında bir bağ vardır.

Şu gerçeği iyi biliyoruz:

Toprak insana değil, insan toprağa aittir. Ve bu dünyadaki herşey, bir ailenin fertlerini birbirine bağlayan kan gibi, ortaktır ve birbirine bağlıdır. Bu nedenle de dünyanın başına gelen her felaket insanoğlunun da başına gelmiş sayılır.

Bildiğimiz bir gerçek daha var:

Sizin Tanrınız bizimkinden başka bir Tanrı değil. Aynı Tanrının yaratıklarıyız. Beyaz adam bir gün bu gerçeği de anlayacak ve kardeş olduğumuzu fark edecektir. Siz tanrınızın başka olduğunu düşünmekte serbestsiniz.

Ama hepimizi yaratan Tanrı için Kızılderili ile beyazın farkı yoktur. Ve Kızılderililer gibi Tanrı da toprağa değer verir. Bu toprağa saygısızlık, Tanrının kendisine saygısızlıktır.

Beyaz adamı bu topraklara getiren ve Kızılderiliyi boyunduruk altına gücünü veren Tanrının adaletini anlayamıyoruz. Tıpkı Buffalo’ların öldürülüşü, ormanların yakılışı, toprağın kirletilişini anlamadığımız gibi.

Bir gün bakacaksınız gökteki kartallar, dağları örten ormanlar yok olmuş, yabani atlar ehlileştirilmiş ve her yer insanoğlunun kokusuyla dolmuş.

İşte o gün insanoğlu için yaşamın sonu ve varlığını devam ettirebilme mücadelesinin başlangıcı olacak.

Gündüz ve gece bir arada olamaz.

Kızılderililer her zaman beyazlardan tıpkı sabah sislerinin güneşten kaçtığı gibi kaçmışlardır. Bütün bunlara rağmen, teklifinizi tartışacağız. Ve umuyorum ki, halkım bunu kabul edecek ve Büyük Beyaz Şef’in vaadettiği üzere beraber barış içinde yaşayacağız.

Böylece Ay birkaç kez daha doğacak, birkaç kış daha geçecek. Bu geniş topraklara yerleşmiş ve mutluluk içinde yaşamış olan neslimiz, daha önce bizden daha güçlü ve daha umut dolu yaşamış insanlarımızın mezarları başında yas tutacaklar. Ama, niye insanlarımın kaderi için yas tutayım ki? Tıpkı deniz dalgaları gibi kabileler kabileleri, uluslar ulusları takip ediyor. Bu doğanın düzenidir ve teessüf gerekmez.

Yok oluşumuz çok uzak olabilir ama kesinlikle bir gün gerçekleşecek; son Kızılderili yok olup, kabilemin hatıraları Beyazlar için bir tarih olduğunda, bu kıyılar kabilemin görünmez cesetleriyle kaynaşacak.

Çocuklarınızın çocukları kendilerini bir dükkanda, bir yolda, boş bir yerde yalnız olarak düşündüğünde aslında yalnız olmayacaklar. Dünyanın hiçbir yerinde tamamen işsiz bir yer yoktur. Geceleri, şehir ve kasabalarınızın caddeleri boşalmış gibi görünse de, aslında, bir

zamanlar oralarda yaşamış ve bu güzel toprakları gerçekten seven ruhlarla dolu olacaktır. Beyaz adam asla yalnız kalamayacaktır. Beyaz adamın, benim insanlarıma saygı göstermesini sağlamalısınız, çünkü; ölüler güçsüz değildir. Ölü mü dedim?

… ! Ölüm diye bir şey yoktur ki, sadece dünya değiştirir insan.

Şef Seatle, 1854

Tags: , , , , , , , , , , , ,

  • Search